Fotokopilendirilip yaşamımıza monte edilen günlerin dumanında boğuluyoruz. Yaşamak değil, yaşamda kalmak, yaşama tutunmak bizimkisi...Yalnızca nefes almayı başarabiliyor gibiyiz... Dolayısıyla kurak mevsimler geçiyor içimizden... Çiçeksiz, kanatsız, puslu yollara ayarlı yarınlar sanki... Kaçımız dayatılandan kurtulup kendi seçimi günlere, verimli mevsimlere koşup umutlu yolculuklarla buluşabiliyor ki bu günlerde... Bu darlık, bu karanlıkla burun burunayken, bir şiirimin son dizelerini anımsarım hep, kirpiklerimi birleştirip...
...
ellerin
ellerin durduğun karanlığa itiraz!..
Evet benim de ellerim itiraz sahiden...
Otuz yıla yakın yaşadığım bir kentten, Kültür ve sanatın kalbi İstanbul dan geldim bu kente.Kültür sanat alanındaki eksikliği hissetmemek için çaabaladım kendimce... Ark Sanat Evi, Ark Sanat Dergisi , şimdi de www.gaziantep.net Kültür-Sanat sayfası .... Albert Camus’un “Dünya aydınlık olsaydı sanat olmazdı” cümlesini slogan yapıp bu sayfayı yapmaya karar verdik...darlık ve karanlığı aşmamıza yardımcı olacak, sanatın ışığının bir yudum içimize nufüs etmesini sağlayacak bir pencere burası... Güzel bahçelere, düşlediğiniz bahçelere bakan bir pencere belkide kimbilir...
gaziantep.net'te bulunmamızın bir anlamı olmalı, bu pencereye anlamlı bakmalı gözlerimiz, görmeliyiz sanatın yardımıyla,yaratıcılığını kendi gerçekliğimizde...Gerçeklik subjektif niyetle inşa edilip tapılandır birazda... Bu noktada gelin sanatın objektif niyetini içselleştirme hedefiyle buluşup, bizi anlatan anlamlandıran bir yaşam tarzını arayalım... Sartre’in dediği gibi; hakettiğimiz bir yaşamın peşine düşelim...
Tabii bu araya birazcık sitem karıştırmayı düşünüyorum...Heinrich von Kleist "bir kuzey ülkesinde yeşermeye çalışan tropik meyve tohumu gibi bir yürek taşıyorum içimde, yeşeriyor yeşeriyor ama olgunlaşmıyor" diyor Kleist tabii hep çocuk kalan yüreğinden bahsediyor, oysa ben başka bir niyetle alıntıladım bu cümleyi... Bu kentte de hareeket ve çaaba var kültür sanat alanında, yani yeşeriyor yeşeriyor ama olgunlaşmıyor niyeyse...
Neyse dönelim konumuza; varsın bizden uzak mesafelerde olsun İstanbul... Rus bir şairin dediği gibi!
...
kilometreler ayıramaz inan
birleştirir telefon telleri gibi
ama millimetrelerse ayıran
bağışlanmaz bir yazgıdır bu
beterin beteri...
Bir heyecan bir hevesle başlıyorum her zamanki gibi... Haydar Ergülen heves konusunu en güzel anlatanlardan...."kırk şair birden olsam, yazamam bir hevesi" der...Evet ne anlatılabilir ne yazılabilir bu heves... Yalnızca hissedilir...
Bu sayfada buluşup,, bazen bir renkte, bazen bir kitapta, bazen bir yağmurda, bazen bir sözcükte, bazen bir portrede, bazen bir müzik çokça da şiirde gülümsemeye çalışalım hep birlikte... Bunlar işlenmemiş konular olmayacak muhtemelen;
Söylenmedik söz kalmamıştır:Buna inanabilirim
Bütün söylenmiş sözler duyulmuştur:Buna inanamam der Özdemir Asaf...
Hep birlikte görelim bahçeleri... Verimli mevsimleri...Yüreğimizde açacak gülleri...
...
bu gül bir şeyin anısı olacaktı unuttum
sabah sabah yeniden açan umudum...
demişti Can baba, ruhu şadolsun...Pandoranın kutusunda kalan tek şey umuttu ya, (umut birazda kendi kanatlarımız değilmi) umutla merhaba!...
Keziban karaaslan
Yasal Uyarı: Kültür Sanat sayfasındaki tüm yazılar özgündür ve Her hakkı Saklıdır. İzin Alınmadan kullanılamaz